• ...aleladenin içindeki harıkuladeyi ararken...

    Kütük denizi !


    Sen sanıyorsun ki kütük bu fotoğraftakine benzer. Ancak ben bu fotoğrafı çektiğim o gün öyle bir kütük gördüm ki, bu yanında fide kalır.
    Serkan/bolshy denilen, bir dönem içtiğimiz ayrı gitmeyen arkadaşımı aradım, dedim "Seko (sen şimdi çocuk olunca beni aramazsın), gel de bir (son kez) görüşelim fotoğraf çekelim" (parantez içlerini seslendirmedim).
    Kemerburgaz'dan çıktım, paşamı Taksim'den evinden aldım, döndük tekrar Kemerburgaz'a fotoğraf çekmeye. Sandıysan bahsedeceğim kütük Seko, yanılıyorsun. Seko bile mevzubahis kütüğün yanında köy imamı kalır.
    Sekomla, İstanbul'un kuzey ormanlarında, Karadeniz kıyısında gezindik, "şu çalılıklara dalsak off-roadcu olur muyuz, bu araba buradan geçer mi, geçer de geri çıkar mı, çıkar da içinde biz olur muyuz yoksa bizi şuracığa gömerler mi", sorularıyla, arada yukarıdaki fotoğrafı çektiğim, bol maceralı ve çok eğlenceli bir gün geçirdik. 
    Dönüş yolundayız, otobanın kenarında bataklığa benzer bir göl gördük. Arsız fotocular olarak dedik şunu da bir çekelim. Tripodu yol kenarına kurdum, Seko biraz daha aşağıda,"akrebe yılana yakın olayım da, sokarlarsa Cem de beni burada bırakıp gitsin" diyerek bataklığın çevresinde geziniyordu.
    Bir Opel Corsa 200 m. ileride durdu, otobanda geri geri geldi, elinde telsizle bir "adam" indi. Ülkemde, telsizli adamlara "hey sen de kim oluyorsun, ben vergisini veren bir vatandaşım" ile başlayan artizliklerin "çek o kahrolası ellerini üzerimden" ile değil, "abi bırakın evde çoluğum çocuğum var" ile bittiğini öğrendiğim yaşlarda olduğumdan mülayim bir tavır takındım. Zira atara atar yapılacak kadar önemli bir işim de yok, tırt bir foto çekip gideceğiz, idealistliğin lüzumu yok.
    Telsizlinin "Napıyorsunuz" sorusuna verdiğim, "fotoğraf çekiyoruz" cevabı, iki tripod ve iki fotoğraf makinesi ile desteklendiği için, şüpheye yer bırakmıyordu, onun bile kafasına yattı. Ancak sonrasında belki de fotoğraf aleminin senelerce cevabını bulamayacağı "kime çekiyorsunuz" sorusunu sordu ki, esasında ne kadar derin bir soru olduğunu bugün bile düşündüğümde tam kavradığımı sanmıyorum. Gerçekten kime çekiyorduk?
    Boş bulunup, "Kendimize" dedim. 
    Bir süre o telsiziyle uğraşırken sessiz kaldık, suratımdan "hayırdır" ı okumuş olacak ki:
    "Buralara havaalanı yapılacak o yüzden biz devriye geziyoruz" dedi.
    "Biz" kimdi, "oralar" nerelerdi, anlamadığım gibi bu yüzden kısmını hiç anlamamıştım.
    Yani oralara havaalanı yapılacak diye durmuş ve neyi/kime çektiğimizi soruyordu. Alacağı cevaplar ile muhakeme gücünü kullanarak bölgede asayiş berkemal mi karar verecekti. 
    En iyi ihtimalle ben, bu sorgu tekniğinden dolayı afallayıp, itirafta bulunabilirdim. 
    Nasıl bir şapşal örgüte mensupsam, google mapsi dahi açmayıp ajan gönderip fotoğraf çektiriyor, insan fazlalığı olduğundan şuradaki gibi değil, bizzat yerinde uygulama yaptırıp yakalanma olasılığını arttırıyordu.
    "Benim bunu amirime bildirmem lazım" dedi. Sanıyorsanız ki amiri, "oğlum, toyluk yapma, vatandaşla uğraşma, bir an evvel mesaine geri dön" dedi. Yanılıyorsunuz.
    Telsizine, "Amirim..şuradayım buradayım...iki kişi gördüm, durdum....tahkikat(?) yaptım...fotoğraf çekiyorlarmış" dedi. Amirden gelen soruyu duymadım ama telsizli Corsanın  cevaben "kendilerine" demesi biraz ipucu veriyordu. 
    Amirle konuşmasını "emredersiniz" ile bitirip, "buralar havaalanı bölgesi, böyle şeyler(!) yasak, siz de toparlanın" dedi. Zararsız ajanlar olduğumuza kanaat getirdiğinden olsa gerek, toparlanmamızı beklemeden gitti. 

    Bir kez daha anladım ki, ülkemde kütük olmak iyi bir kariyer için gerekli. Zira bunu amirin amirine, hatta onun amirine taşısak, soru sıralaması aynı olacak. 1N1K

    Kütük denizinde yaşıyoruz.


    0 yorum:

    Yorum Gönder

     

    Yazan-Yöneten

    Fotoğrafım
    cemocak
    "herkes eline kamera alıp sokağa çıkıyor fotocuyum diyor" cümlesinde bahsi geçenim. www.cemocak.com
    Profilimin tamamını görüntüle

    Genel Izleyici (IQ +12)

    Senelerdir Okan Bayülgen izlerim, gelip beni neden izlemiyor diye hiç alınmadım.Keza senelerdir Mehmet Barlas okurum, adam zahmet etmiş yorumlar yazmış, ben de ona yorum yazayım da demedim.



    Kısaca "al takke, ver külah" olmasın, şapkasını önüne koyanlar ile iletişelim.



    Başka bir deyişle, burada da Zeki Müren sizi görmeyecek, siz de paşa gönlünüz istemiyorsa onu izlemeyiniz.